Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu ve Prof. Dr. Nilay Etiler 25 Mayıs’ta Tarih Vakfı’nda

GÖÇMEN OLMAK, İŞÇİ OLMAK VE ÇOCUK OLMAK ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME

Kuvvet Lordoğlu, KODA

Bu kısa çalışma içinde Şanlıurfa ve Mardin´de üç grup çocuk ile görüşülmüş ve bunlardan derlenen bilgiler burada sunulmaktadır. Ele aldığımız ilk grup okul ile ilişkisi bulunmayan sadece bir işyerinde çalışan çocuklardır. İkinci grupta çocuklar hem okula hem de işe giden en ağır yükleri taşıyan çocuklardır. Üçüncü gruptaki çocuklar ise sadece okula giden çalışmayan çocuklardır. Bu çalışmanın en temel kısıtlarından biri çok sınırlı sayıda çalışan çocuğa ulaşılması ve onların iş ortamlarında bir gözlem yapılamaması ve çalıştıran işverenlerin bu çocukları tercih nedenleri konusunda görüşme yapılamamış olmasıdır.

Suriyeli göçmen çocuk işçiler üzerine yapılan bu çalışmanın en çarpıcı izlenimi çocukların çalışma koşulları açısından 19. Yüzyıl sanayi devrimi sırasındaki İngiliz dokuma sanayi çalışanlarının koşullarına benzer özellikler göstermesidir.

 

GÖÇ AKINI KARŞISINDA TÜRKİYE’NİN SAĞLIK HİZMETLERİ NE DURUMDA?

Nilay Etiler, KODA

Suriye İç Savaşı’nın başlamasının ardından Türkiye, savaştan kaçan insanların sığındığı ülkelerden biridir. Yer yer günde yüzbinlerce insanın sınırdan geçtiği Türkiye’de 2017 yılı itibariyle üç milyondan fazla Suriyeli sığınmacı yaşamaktadır.

Suriyeli sığınmacıların çok azı kamplarda yaşamakta olup, büyük çoğunluğu çeşitli kentlere yerleşmiştir. Geçici koruma statüsü altına alınan Suriyeli sığınmacılar, sağlık hizmetleri anlamında kapsama alınmış, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmuştur. Buna karşın, Suriyeli sığınmacıların sağlık hakkı konusu çözüme ulaşamamıştır.

AKP Döneminde nihayete yaklaşan neoliberal sağlık reformu ile şekillenen sağlık hizmetleri, beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan bu durum karşısında yetmezlik yaşamaktadır. Bu sunumda, savaş sonrası yaşanan kitlesel göç hareketi ile sağlık hizmetlerinin durumu ele alınacaktır.