Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu onurumuzdur, derhal serbest bırakılmalıdır!

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu onurumuzdur!

Günlerdir tutuklu olan Onur Hocamız serbest bırakılmalıdır!

 

Hayatını halk sağlığı, özgür akademi, demokrasi ve barış mücadelesine adamış olan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu 9 Şubat 2018 günü sabah saatlerinde İstanbul’da evinden gözaltına alındı; 11 Şubat’ta avukatlarına ve yakınlarına bile haber verilmeksizin Ankara’ya getirildi; uzun gözaltının ardından nihayet 16 Şubat günü savcılığa çıkarılıp ifade verdi ve bütün gün ve gece süren bir bekleyişten sonra 17 Şubat 2018 sabahı tutuklandı. Değerli bir bilim insanı ve hekim, bir barış akademisyeni, barış ve demokrasi için siyaset yapan bir aydın olarak, meslektaşımız, yoldaşımız sevgili Onur Hocamızın karşı karşıya kaldığı, bu haksız ve hukuksuz muameleyi ve tutuklanmasını şiddetle kınıyoruz!

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun eğitimi ve meslek hayatı, halk için hizmet vermeye inanmış iki öğretmenin çocuğu olarak, bu inancı inatla sürdürmesinin ve daha ileriye taşımasının hikâyesini yansıtır. Onur Hoca, 1985’de Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’ni (GATA) başarıyla bitirmiş, mecburi hizmetini Erzurum’da alay baştabibi olarak tamamladıktan sonra, yine GATA’da halk sağlığı alanında ihtisas yaparak 1991’de uzman olmuştur. Ayrıca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Epidemiyoloji bilim dalında da yan dal uzmanlığını 1994’de almıştır. 1996’da halk sağlığı doçenti olmuştur. Onur Hoca, 26 Haziran 1998’de muhalif siyasi görüşlerinden dolayı TSK ile ilişkisi kesildikten sonra, 1998-2001 yılları arasında Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde (TODAİE) konuk öğretim üyesi olarak dersler vermiştir. Kısa bir süre Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde çalışmış, ardından Kasım 2001’de Kocaeli Üniversitesi’nde göreve başlamıştır. Profesör olduğu 2002 yılından itibaren 1 Eylül 2016’da 672 sayılı KHK ile ihraç edilene kadar bu kurumda, toplum içinde toplum için hekimlik yapan bir akademisyen olarak akademik ve bilimsel çalışmalarını sürdürmüştür.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, alanında onlarca bilimsel çalışma yapmış, makaleler yayınlamış, araştırma projeleri yürütmüş, ödüller almış, tezler yönetmiş ve yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir. Hocamız, Türkiye’nin sayısı sınırlı olan epidemiyologlarından biridir. 2011 yılından beri Avrupa Sağlık Politikaları Birliği yönetim kurulu üyesidir. Bu zamana değin SCI, SCI-Expanded, SSCI ve AHCI kapsamındaki uluslararası süreli yayınlarda 22, diğer uluslararası indeksler kapsamında 21, ulusal hakemli dergilerde 126 makalesi yayınlanmıştır. Ayrıca ulusal ve uluslararası düzeyde 40’ı aşkın kitap ve kitap bölümü yazarlığı bulunmaktadır. Dünyada uluslararası düzeyde yer alan 11 dergiye editörlük ve hakemlik yapmıştır. Yayınlarına yapılan atıflar 150’yi geçmiştir. Onur Hoca, bu ve benzeri bilimsel ve akademik çalışmaları nedeniyle uluslararası düzeydeki belli kriterler açısından, alanında sayılı bilim insanları arasına girmiştir.

Onur Hoca Kocaeli Üniversitesi’nde görev yaparken, Kocaeli kentinin ve çevresinin bir sanayi bölgesi olması nedeniyle, bilimsel çalışmalarında sanayinin çevreye ve sağlığa etkileri üzerine odaklanmıştır. Bu çalışmaların önemli bir bölümü hem kentsel hem de ulusal düzeyde halk sağlığı lehine önemli düzenlemelere aracılık etmiştir. Örneğin 2000’li yılların ortalarında, “Şehrin içinden geçen uluslararası karayolunun sağlığa etkileri, pişmaniye satıcılarında kan kurşun düzeyi ve ölümlü yaralanmalı trafik kazaları” çalışmasıyla kentin ulaşımı yeniden düzenlenmiştir.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun hem kamuoyu tarafından daha çok tanınmasının önünü açan hem de sermayenin değil halkın doktoru olduğunu bir kez daha kanıtlayan olay, titiz ve sorumlu bir bilim insanı olarak, meslektaşlarıyla birlikte yürüttüğü Dilovası araştırmasıdır. Araştırmanın “Endüstri yoğun bölgelerde yaşayanlarda ölüm nedenleri: Dilovası örneği” başlığını taşıyan ilk ayağında, Kocaeli’nin ağır sanayi bölgesi olan Dilovası’ndaki ölüm nedenleri araştırılmış ve 1995-2004 yılları arasındaki ölümlerin yüzde 32’sinin kanser nedenli olduğu ortaya konmuştur. Oysa dünyada ve Türkiye genelinde kanser nedenli ölümlerin oranı yüzde 13’den azdır. Aynı araştırmada, Dilovası’nda 10 yıl ve daha uzun süre yaşayanlarda kanserden ölme riskinin daha kısa süre yaşayanlara göre 4.4 kat fazla olduğu ve bu durumun kişilerin sigara içme durumu ve yaşı ile bağlantılı olmadığı ortaya çıkmıştır. Dilovası araştırmasının acil önlemler alınmasını gerektiren bu sonuçları, o dönemde üniversite ve il yöneticilerine resmi yollarla aktarılmıştır. Nitekim bu araştırmanın sonuçlarından yola çıkılarak, Nisan 2006’da TBMM Dilovası Araştırma Komisyonu kurulur. Komisyon bir rapor hazırlar ve Şubat 2007’de bu rapor TBMM genel kurulunda görüşülür. Raporda 29 sorun ve 29 çözüm önerisi yer almaktadır. Bunlardan en önemlisi bölgede sanayinin kapasite artışına izin verilmemesi önerisidir. Sınırlı da olsa bu önerilerin bazıları hayata geçirilmiştir.

Dilovası araştırmasının ikinci ayağında, bu ilçede ve Kandıra’da yaşayan gönüllü ve sağlıklı gebeler, gebelikleri boyunca izlenir; doğum yaptıklarında da ilk sütlerinden ve bebeklerinin ilk kakalarından örnekler alınır; bu materyallerde ağır metallerin varlığı ve miktarı araştırılır. Sonuçlar yine vahimdir. Dilovası’nda yaşayan annelerin sütünde Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanmış sınır değerlerin üzerinde ağır metal saptanmıştır. Yeni doğan bebeklerin ilk kakasından alınan örneklerde de kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik, alüminyum gibi ağır metaller vardır. 2011 yılı başlarında Kocaeli’nde bir demir çelik fabrikasının daha kurulması gündeme gelince, kendisiyle yapılan bir röportajda Onur Hoca, araştırmanın o zamana kadar elde edilen ve başta anne ve çocuk sağlığı olmak üzere halk sağlığı açısından büyük tehlike arz eden sonuçlarını kamuoyu ile paylaşır. Ardından kıyamet kopar! Ne var ki araştırmanın sarsıcı sonuçları değil, kamuoyuna açıklanması tepki çekmiştir. Onur Hamzaoğlu’na üniversite yöneticileri, il yöneticileri, siyasiler ve sermaye kesimleri akıl dışı gerekçelerle saldırmış, soruşturmalar açmıştır. Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü, “kanser konusunda halkın yanlış bilgilendirilmesine neden olmak ve halkı paniğe sevk etmek” gerekçesiyle soruşturma açar, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Onur Hoca’ya “şarlatan” der, yalancılıkla itham edilir. Prof. Dr. Hamzaoğlu, bu haksızlıkların tümüne karşı hukuk yoluyla mücadele etmiştir.

Onur Hoca’nın uğradığı saldırı karşısında meslektaşlarının ön ayak olmasıyla “Onurumuzu Savunuyoruz” adını taşıyan bir platform oluşur. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden, bilim kurumlarından, farklı bilim dallarından pek çok bilim insanı Onur Hoca’nın yanında olduğunu açıklar. Bununla da kalmaz, Onur Hoca’ya karşı açılan davalarda ve Hocanın kendisini suçlayanlara karşı açtığı davalarda bizzat mahkemelere gelerek, bilimi ve halk sağlığını savunurlar. Onur Hoca ve bu hareket, uluslararası bilimsel ve mesleki kurumlardan da büyük destek alır. Onurumuzu Savunuyoruz hareketi, Onur Hoca’nın şahsında bilimin, özgür akademinin, bilim insanının onurunun savunulması anlamına gelmiştir.

Onur Hoca’ya uğradığı haksızlıklar karşısında, Dilovası halkı da destek verir. Hem Dilovası ve Kocaeli’ndeki çeşitli emek ve meslek örgütleri ile siyasi parti temsilcilikleri Hocayı ve araştırmasını savunur hem de Mayıs 2011’de Dilovası’nda “Onurumuzu Savunuyoruz” yazan bir pankartla yürüyüş yapılır. Ayrıca, bu dönemde internet üzerinden halkın farklı kesimlerinden 12 bin kişinin destek verdiği bir imza kampanyası gerçekleştirilir. Nihayetinde, bu araştırma kapsamında açılan davaların tümünü Onur Hoca kazanmış ve haklılığını hukuken kanıtlamıştır. Onur Hoca, kamu yararını ve halkın sağlığını esas alan bu ilkeli ve kararlı tavrından dolayı çeşitli ödüller almış ve kamuoyunda saygın bir yer edinmiştir.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Türkiye’de demokrasi ve barışın gelişmesi için tutum alan bir aydın olma ısrarını hep sürdürmüştür. Dolayısıyla 11 Ocak 2016’da kamuoyuna açıklanan ve bu tarihten öncesi ve sonrasında toplam 2212 bilim insanının imzaladığı, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığını taşıyan Barış Bildirisi’nin imzacılarından biri olması şaşırtıcı değildir. Bu ülkede kanın durmasının ve insanlara ağır bedeller yaşatan savaş ortamının bitmesinin istendiği bildiri, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında bir barış çağrısıdır. Ancak bu Bildiri, ilk günlerden itibaren siyasi iktidarın saldırısıyla karşılaşmış, bildiriyi imzalayanlar çeşitli mecralarda hedef gösterilmiş, haklarında idari ve adli soruşturmalar açılmıştır. Onur Hoca’nın da içinde yer aldığı Kocaeli Üniversitesi’ndeki barış imzacıları 15 Ocak 2016 günü gözaltına alınır, aynı gün ifade verdikten sonra serbest bırakılır. O gün kentten ve kent dışından barış imzacılarına muazzam bir destek yükselir. Sabahın erken saatlerinden, akademisyenlerin serbest bırakılacağı akşamın geç saatlerine kadar adliyenin önünde bekleyen kalabalık hiç eksilmez. Aynı dönemde, barış imzacılarına karşı yürütülen haksız ve hukuksuz sürece hevesle katılmaktan geri kalmayan Kocaeli Üniversitesi yönetimi, imzacılar hakkında soruşturma açar. Ancak asıl akıl almaz “ceza”, 1 Eylül 2016’da, Dünya Barış Günü’nde gelir. Onur Hoca ile birlikte Kocaeli Üniversitesi’nin 19 barış imzacısı, 672 Sayılı KHK ile üniversitedeki görevlerinden ve kamu hizmetinden ihraç edilmiştir.

1 Eylül 2016’dan bu yana, akademik çalışmalarımızı ve özgür akademi mücadelemizi, birlikte oluşturduğumuz Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) içinde sürdürdük. Onur Hocamız da bu çalışmalar kapsamında seminerler verdi, halk sağlığı dersleri yürüttü, yazılar yazdı. Türkiye’nin farklı yerlerinde oluşturulan dayanışma akademilerinin çağrılarını hiç karşılıksız bırakmadı; çağrıldığı üniversitelerde ve meslek örgütlerinde bilimsel sunuşlar yaptı. Sözün özü, sorumlu bir bilim insanı olarak bilgisini ve bilimsel gerçekleri toplumla paylaşmaya devam etti.

Onur Hoca, demokrasiden ve barıştan yana bir siyaset için kararlılıkla çaba göstermiştir. Bu minvalde Halkların Demokratik Kongresi (HDK) içinde yer almış; 13 Kasım 2016’da da HDK eş sözcüsü seçilmiştir. Son dönemde de, hem barıştan yana siyaset yapan bir aydın olarak hem de bir halk sağlığı hekimi ve akademisyeni, toplum yararına çalışan bir bilim insanı olarak, “savaş bir halk sağlığı sorunudur” demiş ve savaşa karşı olduğunu ifade etmiştir. Çünkü sağlıklı toplum ve sağlıklı birey olmanın ilk koşulu, toplumun üyelerinin barış içinde bir arada, eşitlik içinde yaşamasıdır. Dolayısıyla barışta ısrarcı olmak, tüm sağlık çalışanlarının ve halk sağlıkçılarının hem evrensel hem de tarihsel bir görevi ve sorumluluğudur. Onur Hocamız bunun gereğini yerine getirmiştir. Ancak, bir süredir Türkiye’de savaşın bir halk sağlığı sorunu ve herkes için ağır sonuçları olan bir kayıp süreci olduğunu savunmak, savaş koşullarında sivil halkın, çocukların yaşadıklarını anlatmak bir düşünce ve ifade özgürlüğü olarak görülmemektedir. OHAL sürecinde onlarca siyasetçi, gazeteci, akademisyen ve öğrenci bizzat savaş karşıtlığının bir bedel ödeme haline gelmesiyle soruşturmalara uğramış, gözaltına alınmış, tutuklanmıştır. 17 Şubat 2018 itibariyle sevgili Onur Hamzaoğlu Hocamız, meslektaşımız, yoldaşımız da bastırılmak, sesi kısılmak istenen barış ve demokrasi savunusunun hapsedilen kahramanlarından biri olmuştur.

 

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun tutuklanmasını kabul edilemez buluyoruz ve kınıyoruz!

Barışı savunmak bir insan hakkı ve özgürlüğüdür!

Barışı savunmak suç değildir!

Günlerdir tutuklu olan Onur Hocamız serbest bırakılmalıdır!

 

Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA)