Hayat Bilgisi Atölyesi 2018-2019 Bahar Dönemi Başlıyor

KODA-ÜNİVDER

Kayıt formu sayfanın sonundadır.

2018-2019 Bahar Dönemi Atölyeleri

Feminist Atölye: Birlikte Güçleniyoruz! (Koordinatör: Ezel Ünal )

Feminist Atölye’de bu dönem, Kendine Ait Bir Oda’dan Kurtlarla Koşan Kadınlar’a bir yolculuğa çıkıyoruz! Geçtiğimiz dönem bıraktığımız yerden ve yeni katılacak kadınların katacakları güçle kendi masalımızı, kendi hikayemizi yazmaya devam ediyoruz. Feminist hareketin özsavunma, özgüçlenme gibi güncel tartışmaları etrafında yürüttüğümüz bu atölyede, bu dönem, belli metinler ya da filmler etrafında birlikte masal atölyeleri, dramalar hazırlamayı ve tartışmayı hedefliyoruz. Kurtlarla Koşan Kadınlar, Kendine Ait Bir Oda, Feminist Bir Yaşam Sürmek uğrayacağımız, soluklanacağımız, güçleneceğimiz duraklardan bazıları olacak. Böylelikle feminist tarih ve feminist metinleri, cadıları, süfrajetleri, kendine ait bir oda kuran ya da kendini bir yere ait hissetmeyen anneannelerimizi kendi hikayelerimize bağlayıp güçlenme ve direniş pratiklerimizi inşa etmeyi deniyoruz. Soluk almanın gitgide güçleştiği bir atmosferde, bedenimize, emeğimize, fikirlerimize, arzularımıza, neşemize, birbirimize sahip çıkmak için yürüttüğümüz HBA Feminist Atölye, tüm kadınların katılımına açıktır.

Gün ve saat: Pazartesi, 18:00–20:00 (İki haftada bir)


2+1 Yaşam Dairesi: Tıp, Felsefe, Edebiyat (Koordinatör: Cengiz Erçin)

Gün-Saat:  İki haftada bir salı günleri saat 18:00-20:00.


Kocaeli Müzik Haritası Atölyesi (Koordinatör: Aslı Kayhan)

Yeni kayıt alınmamaktadır.


Spinoza Okumaları  (Koordinatör: Fuat Özdinç )

Gün-Saat: Perşembe, 16:00-18:00


Özgürlüğün Yapı Taşlarından Biri Olarak Entelektüel Kimlik (Koordinatör: Emrah Günok)

Etik ve politik meselelerden bahsederken gündeme getirmekten vazgeçemediğimiz özgürlük sorunsalı felsefeyi felsefe yapan en önemli konu başlıklarından biridir. Hak kavramının karşısına yerleştirildiği sürece toplumsal yaşamı bir değerler evreni olarak yansıtan özgürlük, nedensel belirlenimlilik öngören kozmolojik bir yaklaşımın alternatifi haline getirildiği zaman temel epistemolojik tartışmanın tam olarak göbeğine yerleşir. Bilgiyi bilimden çok teknoloji üretimi ile ilişkilendiren, değeri ise salt değişim değerine indirgemekten vazgeçmeyen pragmatik yönelime tamamen teslim olmuş olan akademi ise, söz konusu teslimiyetin bir sonucu olarak özgürlük tartışmasından vazgeçmekle kalmamış, bu tartışmanın değişmez yürütücüsü olan felsefeyi de bir kenara bırakmıştır. Söz konusu akademi, sahip olduğu entelektüel kaynağın tamamını büyük şirketlerin hükmü altına girmiş olan serbest piyasanın bilişsel gereklerini karşılamak için seferber etmiş; bu sayede de bünyesinde barındırmakta olduğu entelektüel gücün memur derekesine indirgenmesine seyirci kalmıştır.

Yerinden yurdundan edilmiş bir akademinin eski konumunu yeniden kazanmak gibi bir derdi varsa, entelektüel kimlikten nasıl feragat edildiğinin hesabını vermek de şarttır. Bunu tarihsel ve sosyolojik pencereden bakarak yapmak nasıl mümkünse, felsefeye başvurmak ve kavramsal çözümlemeye dayalı bir özgürlük tartışması olarak yürütmek de aynı ölçüde olasıdır. Entelektüel kimdir? Akademi entelektüelin barınabildiği tek mahalle midir, yoksa onu yaşatacak daha geniş bir bağlamdan mı söz etmek gerekir? Akademinin bugüne kadar üretmiş olduğu akademik kimlik ile ideal olarak tasarlanabilecek entelektüel kimlik arasına girmiş olan mesafe, hesabı özgürlük cinsinden verilebilecek bir sapma olarak düşünülebilir mi? Akademi memurundan entelektüele dönüşebilmek için bilgi ideali ile özgürlük ideali arasında yapılacak bağdaştırmanın temel nitelikleri nelerdir?

Yukarıda sıralanan soruları yanıtlamaya çalışırken okuma, yazma ve derslerle geçen bir akademik hayatın günümüz koşullarında nereye ve nasıl evrilebileceği sorusunu Edward Said, Jean Paul Sartre ve Michel Foucault gibi düşünürlerin ilgili metinleri eşliğinde tartışmaya açacağımız bu eğitim etkinliği, konuya bakışımızı derinleştirecek bazı film gösterimleri ile de renklendirilecektir.

Etik ve politik meselelerden bahsederken gündeme getirmekten vazgeçemediğimiz özgürlük sorunsalı felsefeyi felsefe yapan en önemli konu başlıklarından biridir. Hak kavramının karşısına yerleştirildiği sürece toplumsal yaşamı bir değerler evreni olarak yansıtan özgürlük, nedensel belirlenimlilik öngören kozmolojik bir yaklaşımın alternatifi haline getirildiği zaman temel epistemolojik tartışmanın tam olarak göbeğine yerleşir. Bilgiyi bilimden çok teknoloji üretimi ile ilişkilendiren, değeri ise salt değişim değerine indirgemekten vazgeçmeyen pragmatik yönelime tamamen teslim olmuş olan akademi ise, söz konusu teslimiyetin bir sonucu olarak özgürlük tartışmasından vazgeçmekle kalmamış, bu tartışmanın değişmez yürütücüsü olan felsefeyi de bir kenara bırakmıştır. Söz konusu akademi, sahip olduğu entelektüel kaynağın tamamını büyük şirketlerin hükmü altına girmiş olan serbest piyasanın bilişsel gereklerini karşılamak için seferber etmiş; bu sayede de bünyesinde barındırmakta olduğu entelektüel gücün memur derekesine indirgenmesine seyirci kalmıştır. Yerinden yurdundan edilmiş bir akademinin eski konumunu yeniden kazanmak gibi bir derdi varsa, entelektüel kimlikten nasıl feragat edildiğinin hesabını vermek de şarttır. Bunu tarihsel ve sosyolojik pencereden bakarak yapmak nasıl mümkünse, felsefeye başvurmak ve kavramsal çözümlemeye dayalı bir özgürlük tartışması olarak yürütmek de aynı ölçüde olasıdır. Entelektüel kimdir? Akademi entelektüelin barınabildiği tek mahalle midir, yoksa onu yaşatacak daha geniş bir bağlamdan mı söz etmek gerekir? Akademinin bugüne kadar üretmiş olduğu akademik kimlik ile ideal olarak tasarlanabilecek entelektüel kimlik arasına girmiş olan mesafe, hesabı özgürlük cinsinden verilebilecek bir sapma olarak düşünülebilir mi? Akademi memurundan entelektüele dönüşebilmek için bilgi ideali ile özgürlük ideali arasında yapılacak bağdaştırmanın temel nitelikleri nelerdir?Yukarıda sıralanan soruları yanıtlamaya çalışırken okuma, yazma ve derslerle geçen bir akademik hayatın günümüz koşullarında nereye ve nasıl evrilebileceği sorusunu Edward Said, Jean Paul Sartre ve Michel Foucault gibi düşünürlerin ilgili metinleri eşliğinde tartışmaya açacağımız bu eğitim etkinliği, konuya bakışımızı derinleştirecek bazı film gösterimleri ile de renklendirilecektir.

Gün-Saat: Her Salı günü saat 18:30-21:00


Kapitalden Gründrisse’ye (Koordinatör: Bora Erdağı)

Kapital’den Grundrisse’ye: Diyalektiğin en büyük avantajlarından biri evdeki hesap çarşıya uymazsa çarşıdaki hesabı eve uydurmanın bir yolunu kazasız belasız bulabilmesinden gelir. Bu teorik olanak aynı zamanda maddeciliğin kendisiyle birlikte hareket etmeyi başardığında, gerçek somut ile düşüncedeki somutu kavranabilir olur. Yani soyutlamaların ve burjuva ikiliklerinin gücü, somutun somut analizi yapılabildiği ölçüde eleştirel bir başka hayat mümküne dönüşür.  Grundrisse tam da bu anlamıyla, Marx’ın hayalgücünü ve birikimini bir büyük eleştirel başka hayat mümkündüre yönlendirdiği başlangıçtır. Kapital ise 10 yıl aralıksız süren çalışmaların ilk olgunlaşan meyvesidir. Bu okuma atölyesinde olgunluğun ışığında hayalgücü ve birikimin sahasına geri dönerek, bizi bekleyen neşeyi kucaklayacağız.

Ders 10-12 hafta kadar sürecek, %70 devam zorunluluğu olacak, kitap bölümleri hafta hafta okunup gelinecek, Perşembe 18.30 okuma başlayacak. Gün-Saat: Her Perşembe günü saat 18:30-21:00


Türkiye’de Düşünce ve İfade Özgürlüğü Mücadelesi Sözlü Tarihi Atölyesi (Koordinatörler: Yücel Demirer ve Metin Aksöz)

Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğü mücadeleleri ile dolu tarihinde, bu alanda gösterilen faaliyetlerin görünürlüğü genellikle sınırlı kalmıştır. Resmi söylemin hegemonyası altında marjinal kılınmak istenmiş düşünce ve ifade özgürlüğü alanına ilişkin eldeki yazılı malzeme son derece sınırlıdır. Bir yandan hak mücadelesine verilen emeğin görünür kılınması, diğer yandan bu tecrübenin yazılı hale getirilerek gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hazırlanan bu atölyenin ilk üç haftasında sözlü tarih yönteminin içerik ve uygulama biçimine ilişkin bilgi verilecektir. Dönemin izleyen bölümünde Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ile gerçekleştirilecek sözlü tarih görüşmeleri ile akademik alanda hak mücadelesinin tarihine alternatif bir pencere açılacaktır. Atölyenin hedefi doğrultusunda bir yandan Prof. Yeşildere ile yapılacak görüşmeler üzerinden akademik alanda yürütülmüş özgürlük ve demokrasi mücadelesinin tarihine ışık tutulurken, diğer yandan atölye katılımcılarının sordukları sorularla çalışmaya katılmaları ve düzenli olarak emek verenlerin isimlerinin ortaya çıkacak üründe yer alması sağlanacaktır. Gün-Saat: Kayıt sorasında gelen talebe göre belirlenecektir.

Gün-Saat: Pazar günü saat 13:00-15:00.


Bilgisayar Oyunlarıyla Demokrasi Eğitimi Atölyesi 3
(Koordinatör: Yücel Demirer)

Bilgisayar oyunlarına giderek artan ilgiden esinlenen bu atölye, toplumsal muhalefetin dilini zenginleştirme ve kanıksanmış siyasal mücadele yöntemlerini geliştirme niyetine katkı sunmak amacıyla planlanmıştır. Konunun uzmanlık gerektiren niteliği gereği başta bilgisayar ve bununla ilgili eğitimi olanlar olmak üzere ilgi duyan herkese açık olan bu atölyenin temel amacı, etik ilkelere dayalı bir demokrasi anlayışının başta çocuklar-gençler olmak üzere geniş kesimler içinde yaygınlaştırılmasını sağlamak üzere bir bilgisayar oyunu hazırlanması için gereken ön hazırlığın yapılmasıdır. Bir önceki dönemde başlangıç adımları atılan projenin bu ikinci aşamasında senaryo yazımı ve bilgisayar oyununun üretim aşamasına yoğunlaşılacaktır.

Gün-Saat: Pazar günü saat 18:00-20:00


Bilim ve Bilim-Kurgu Arasında: Çalışmanın Geleceği Atölyesi (Koordinatör: Ömer Furkan ÖZDEMİR)

*Günümüzün popüler konularından birisi olan yapay zeka ve yapay zeka temelli teknolojilerin insan hayatındaki yeri ve geleceğinin, üretim ve çalışma ilişkileri merkezli ele alınacağı bir atölyedir. Bilim ve bilim kurgu ilişkisinin diyalektik doğası aracılığıyla modern çalışma ilişkilerinin geleceğine dair tahayyüllerin günümüzdeki somut veriler ışığında tartışılmasını amaçlamaktadır.

Bu çerçevede,

-Frankenstein, insan ve yapay insan, Terminatör ve makinelerin/robotların insanlığa savaş açması, Ticktockman/Timekeeper’lar ve “zamanın sermayeye dönüşümü”, Handy Raporu ve insanlığın sonu

nedir ve ne değildir diyerek bilim ve bilim kurgu arasında gezinirken,

-Sermaye ve karın kaynağı, Çalışmanın ekonomik ve sosyolojik temeli, Ücretli çalışmanın niceliksel ve niteliksel gelişimi, Çalışma süreleri, Artı-değer, Robotlar ve Yapay zekanın gelişimi ve bugünü

ekseninde şu sorulara cevap aramaya çalışacağız:

-Emeğin ve çalışmanın dünden bugüne geçirdiği dönüşümler ve çalışmanın kendisini doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen faktörler nelerdir? Çalışma, bugün için ekonomik bağlamından koparılabilir mi? Geçmişte, çalışmanın geleceğine dair ortaya konulan tahayyüllerin bugünkü karşılıkları neler oldu? Bugün, çalışma biçimlerinin evrimi ve çalışmanın geleceğine dair hangi görüşler öne sürülüyor? Öngörülerin bilimsel altyapıları nelerdir? Çalışmanın geleceğine dair ekonomi-politik varsayımlarda bulunulabilinir mi? Çalışmanın geleceğini de içeren bir yaklaşım olarak Endüstri 4.0’ı daha önceki “öngörüler”den ayıran nedir? Üretimde makineleşme ve robot kullanımı artarken ücretli çalışanların oranı ve çalışma sürelerinin durumu ne şekilde değişiyor? Tamamen insansız bir üretim mümkün mü? Çalışan-çalıştıran ilişkisinde sömürünün kaynağı nedir? Bu ilişkinin insanlar arasından çıkıp insan-robot arasında bir ilişkiye dönüşmesi hangi koşullarda ve nasıl gerçekleşebilir? Marx’ın kapitalizm analizi bugün ve yarın açısından çalışmanın dönüşümüne dair geçerli tespitler sunuyor mu? Kapitalist krizlerde çalışmanın geleceğine dair ipuçlarını bulabilir miyiz?

Gün-Saat: Perşembe, 18.30-20.30 / 2 haftada bir

İşçi Sınıfı Mücadelesi ve İşletmelerde Emek Denetimi Atölyesi Koordinatör: (Kuvvet Lordoğlu & Mihrican Zorlu Günok)

Emek denetimi, kapitalizmin ortaya çıktığı ilk dönemden bu yana, kapitalist üretim ilişkilerinin en önemli bileşenlerden birisi olagelmiştir. Kapitalist sınıf, kapitalizmin tarihinin her aşamasında emeğin denetimi gibi bir olguyu, özellikle işçi sınıfı tarafından sürdürülen kolektif ve bireysel mücadelelere karşı, neredeyse sürekli ve sonu gelmez bir savunma halinin uzantısına dönüştürmüştür. Bu anlamda, emeğin ve belirli bir üretim sistemi etrafında şekillenen üretim ilişkilerinin kapitalist sermaye birikiminin güvenliğini ve sürekliliğini sağlamak üzere yoğun bir denetimin ve kontrolün konusuna dönüşmesi, kapitalist üretim sisteminin var oluş koşullarından birisidir.

Bu atölye çalışmasında, “denetim/emek denetimi” kavramı tanımlandıktan sonra “işçi sınıfı mücadelesi” ve “emek denetimi” ilişkisi üzerine ne türden bir okuma yapılması gerektiği konusu tartışılacak; akabinde kapitalist sistemde işçi sınıfı mücadelesinin nedenleri, emek denetiminde teknolojinin rolü, “işletme yönetimi” ifadesinin anlamı, Taylorist ve Neo-Taylorist emek denetiminin özellikleri/ işçi sınıfı mücadeleleri açısından ne anlama geldiği ele alınacaktır. Atölye çalışmasının son oturumları Türkiye örneğine ayrılmıştır. Son bölümde Türkiye işçi hareketleri ve Türkiye’deki işletmelerde emek denetiminin gelişimi üzerine bir çerçeve çizilecektir.

Gün-Saat: daha sonra belirlenecek.

Kocaeli’de Kentsel Dönüşüm Atölyesi (Koordinatör: Gül Köksal)

Kapitalist modernite projesi 19. yüzyıldan itibaren başta Avrupa ülkelerinin önde gelen kentleri olmak üzere çoğu yerde kentsel dokunun hızla ve geri dönüşü olmayacak şekilde dönüşümüne neden olmuştur. Böylelikle kadim yerleşimler çok kısa bir zaman diliminde başka bir toplumsal yaşama zemin olmuşlardır. Dünyada ve Türkiye’de farklı terminolojiler ve uygulama metodlarıile sürekli ölçek değiştiren bu müdahaleler, kentsel yaşam alanlarımızı ve gündelik yaşantımızı doğrudan etkilerken, bu dönüşüm sürecini irdelemek, sadece bugün olan biteni kavramamız açısından değil, aynı zamanda yaşam alanlarımızın geleceğini düşünmek için de yararlı olacaktır. 

Bu bağlamda atölyemiz dünyada ve Türkiye’deki kentsel dönüşüm sürecinin Kocaeli’deki etkileri, Kocaeli’nin kendine özgü dinamikleri ve olgularını tartışmakla başlayacaktır. Kocaeli Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olan Nicomedia üzerine kurulu bir kent olduğu için tarihsel sürekliliği Roma’ya dek uzanmakla birlikte, üzerine Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yaşantılarının mekanları eklenmiş, ardından da hızla dönüşüm sürecine girmiş çok katmanlı bir kentsel kimliğe sahiptir. Bu uzun tarihsel süreçte kentin dönüşümünde etmen olan politik-ekonomik vb. kararlar da dikkatle irdelenmelidir.  Nitekim bu fiziksel dönüşümün arkasında Kocaeli’nin Osmanlı Dönemi’nden bu yana bir sanayi kenti olmasından dolayı farklı sınıfların mekanlarına da yer olduğu bilinmektedir. 

Katılımcılarla ortak karar verilecek hafta sonlarında ağırlıklı olarak Pazar günleri yapılacak olan saha çalışmaları ile söz konusu kentsel dönüşüm katmanları yerinde incelenerek, iktidar-sermaye birikimi ilişkileri, doğaya niteliksiz müdahalelere karşı hareketler/direnişler, sözlü tarih çalışmaları, haritalama, video, fotoğraflama, ses kaydı vb.  metotlar kullanılarak somut araçlarla görünürleştirilmeye çalışılacaktır. 

Atölye ilgili herkese açıktır. Atölyelere fiilen düzenli katılım ve birlikte belirlenen ortak çalışmalara online üzerinden de fikri katkı ve emek en temel beklentidir. 

Gün-saat: Fiilen buluşma ve saha çalışması iki haftada bir Pazar günleri, diğer zamanlarda online haberleşme ile paylaşım/üretim.

HBA Yazı Destek Atölyesi

Koordinatör: Derya Keskin

Bu dönem, HBA Yazı Destek Programının bir parçası olarak açılan Yazı Destek Atölyesi, katılımcılarına akademik ve diğer yazma faaliyetlerinde katkı sunmayı amaçlamaktadır. Programının, olabildiğince katılımcılarının ihtiyaçlarına göre belirlenmesi öngörülen atölye, düzenli konu anlatımından ziyade kendi alanlarında yetkin konukların katılımı ve söyleşilerle zenginleştirilecektir. Türkçe yanında İngilizce okuma-yazma konusunda da destek sunabilecek atölye, yazmaya ilgi duyan ve destek isteyen herkese açıktır. İki haftada bir buluşacak Atölye’nin gün ve saati, gelecek konukların uygunluğuna göre değişebilecektir.

Atölye buluşma gün ve saati: Pazartesi: 18:00–20:00